Savunma ve Mücadele Sporlarına Gönül vermiş her kardeşimize mutlak tavsiyem şu olacaktır. Hayatın her alanında dengenin olduğuna, elde edilen her büyük değer ve başarının arkasında uzun soluklu bir koşu ve mücadele ile birlikte inanç ve sabrın gerektiğine ve mutlaka sevginin olduğuna inanın, yaptığınız bir işin yanlış olsa da bu işi ben yaptım deme cesaretini gösterin ve idealist olun.
Murtaza ÜNLÜ, 1967 Sivas divriği doğumlu olup. Mücadele sporlarına olan merakı bir çogumuz gibi çocukluk yıllarında başlar ve mücadele sporlarına olan merakım yüzünden öğrenimimi yarıda bırakmak durumunda kaldım. Mücadele sporlarına ilk olarak Kunğ-Fu, Sotokan, Kyokushin karate çalışmalarına baişlar ilerleyen zaman içerisinde ashihara karate de karar kılıp uzun süre ashihara karate çalışmalarına devam eder.
1994’de kendi kurdugu spor branşı olan ve bugün GSGM bünyesinde Milli Spor dalımız olan ashihara budo kai fullcontact karate yani bugün ki adı ile ( Budo kai do’yu ) kurar. Devamında 1996 yılı içerisinde Türkiye’de ilk kez Uzakdoğu Sporlarını içeren bir müzik çalışması yapar, üzün süre bir mücadele sporları dergisinin 10 yıl genel yayın koordinatörlüğü’nü ve yazarlığı’nı yürütür, 1994 yılında kurduğu ashihara budo kai spor branşını, uluslar arası alanda kabul görmesi bakımından genel merkezi Almanya’da bulunan IBF yani uluslararası Budo Federasyonu’na tescil ettirir.
Peki, sevgili sporseverler idareciler eğitmenler ve sporcular sizce her şey bu kadar kolay ve basitmi oldu yani herşey kendiliginden tıkır tıkır yolundamı gitti ki bu yazdıklar kendi kendine, ardı ardına yapıldı Tabiî ki hayır işte bu süreç içinde sayın federasyon başkanımızın yaşadıklarını kendi anlatımından özet şeklinde size aktarıyoruz.Sürecin başlangıcı benim ashihara karate’nin diğer stillerinden farklı olduğunu düşündüğüm gün başladı, 1985 yıllarda tabelasında ashihara karate yazısı olan bodrum katlarındaki spor salonlarına halkımız tarafından büyük ilgi vardı ve bu spor dalıyla insanlar ilgilenmek için adeta can atıyorlardı üstelik her sporcu kardeşimizin kendine göre hedefi ve amacı vardı, illerinde başarılı birer sporcu, antrenör veya spor adamı olmak gibi. Ashihara karate sporunu öğrenmek uğruna gencecik insanlar yılmadan usanmadan yıllarca gece gündüz demeden emek verdiler, bir gün diğer spor branşlarını çalışan arkadaşları gibi ülkelerini en iyi şekilde temsil etmenin özlemi ve hevesi içinde sporlarını yaparken bir yandan da kötü alışkanlıklardan uzak durmayı başarmış olmaları elbet deki takdir edilecek çabalardı.
Amaçları ülkesine, milletine, devletine ve ailesine hayırlı birer birey olmak, örnek, başarılı bir sporcu olarak yetişmekti. Zaten sporun özünde dünyanın neresinde olursanız olun sporcular her zaman saygın örnek ve terbiyeli insanlar olarak işaret edilirler işte bu yüzdendir ki kendilerini yetiştirip emek veren hocalarına kayıtsız şartsız güven duyarlar. Sonuçta geçen yılların ardından ashihara karate’ye emek veren kardeşlerimizin her biri başarılı ve zıpkın gibi birer sporcu oldular.
Buda yetmezmiş gibi Devlet Federasyonuna sahip sporcu ve antrenörlerin de gözünde bizler sporcu bile değildik hatta resmi yarışmalarda bile bize gösterilen yer türbinlerde seyirci olarak zor yer bulabiliyorduk. Ve bu durumu birçok arkadaşımızın onurunu kırmış ve onurları zedelenmişti hatta birçoğu ashihara Karate yi bırakmak zorunda kaldı. Çünkü Yapacak pek bir şey yoktu. Peki, bu böyle de bırakılıp herkes köşe sinemi çekilmeli idi. kabul edelim ki Onurlarımız kırılmış, yılarımız boşa geçmiş onca alın teri heba olmuştu. Ülkemizde ki ve yurtdışındaki milyonlarca sporcu arkadaşımız haksızlığa uğramıştı ve bunca insanın hakkı nasıl korunmalı ve nasıl bu haklar alınmalıydı. Peki, bunu kim ve nasıl yapacaktı derken ben Murtaza ÜNLÜ olarak bu mücadeleyi zorda olsa başlatmaya karar verdim 1993 yılında Fikret hocanın İstanbul kule dibindeki bürosuna dört arkadaşı İlhami konukçu, Hüseyin Karakoç, Mahmut Özcan, ve ben konuşmaya başladık Fikret hocaya; hocam artık olan olmuş giden gitmiş geriye dönük zaten yapacak pek bir şey yok dedim.
Geçmişin hesabını yapmak bizlere bir şey kazandırmaz sırf zaman kaybından başka bir işe yaramaz demiştim, bizler, “şimdi gerçek anlamda el ele verip gönül birliği içinde bundan sonra ne yapmalıyız “dedik ve eski bir atasözünü uygulamaya karar verdik. ”Ya bu deve güdülecek ya da bu diyardan gidilecek” misali ben arkadaşlar bu deveyi gütmeye kararlıyım dedim. Fikret hocanın uluslar arası deneyimi ve tecrübesinden yararlanarak Ashihara Budo Kai branşını kurdum. Bu Türk spor tarihinde beklide bir ilkti. Amaç ülkemizde ve dünyada Full-Contact Karate’nin tarihinde yeni bir sayfa açmaktı. Ülkemizdeki Full-Contact Karate’ye gönül verenler birbirine sormaya başladı ashihara budo kai tutar mı tutmaz mı, olur mu olmaz mı diye.
Tabiî ki bu mücadeleyi vermenin olumlu yada olumsuz insanın hayatında ve yaşantısında bir bedeli olacaktı sonuç itibarı ile oldu da. Ben Ashihara budo kai resmileştirmeye uğraşırken ailem bu bedeli çok ağır bir şekilde ödedi. Ben arkadaşlarımı bir federasyona kavuşturmanın çabasını verirken bu ülkede 25 / 30 yıldır yapılamayanı yapmamın mücadelesini verirken birçok entrika ve haksızlığa uğradım. Örneğin, 14 yıllık oturduğu evinden icra kararıyla kışın ortasında kapının önüne konuldum. Düşüne biliyor musunuz siz yurdun değişik İllerinde ya da İlçelerinde biran evvel federasyona kavuşmanın mücadelesini verirken, bir telefon geliyor elektrik sayacınız sökülmüş bir başka gün su sayacınız sökülmüş bir başka gün telefonlarınız iptal edilmiş derdini kime ve nasıl anlatırsın kim üç kuruş verirde derdine bir çare olur olmaz tabiî ki herkesin gelip gittiği Alibeyköy’deki ufacık dükkânıma haciz üstüne hacizler geliyor ve buna benzer olayları spor camiamızın gözleri önünde ardı ardına yaşıyordum.
Hiçbir yetkili de Murtaza ÜNLÜ varını yoğunu bu uğurda kaybederken, bir gün olsun sormadı ve ilgilenmedi birkaç kişin dışında herkes seyirci kalmayı tercih etti. Ben ise asla mücadelemden vazgeçmedim, tüm entrikalara ve haksızlıklara rağmen yoluna devam ettim. Öyle durumlarla karşı karşıya kaldım ki hiç kimse bu yaşadıklarımı yaşamasın, birileri benim hakkımda bir şeyleri yazarken çizerken acımasızca eleştirirken biraz insaflı olun demek hakkım değil mi? Örneğin ashihara budo kai’yi artık son kurulma aşamasında ve ben MDK’nin toplantısına hangi koşullarda gittiğimi kim nerden nasıl bilecek.
Önce Nasyonal Federasyonu kuruldu ( Milli Federasyon ) devamında Müslüman ülkelerden başlayıp Türk Cumhuriyetleri’ne ve komşu ülkelere yayılarak Avrupa ve Dünya geneline yayılacaktık. Derken camiada umutlar tekrar yeşermiş toparlanmıştı.1994 yılında başlatılan Federasyon olma mücadelesi nihayet meyvesini vermiş Ashihara Budo Kai 2002 yılında GSGM ye Bağlı Federasyon olmuştu.25 / 30 yıllık Federasyon özlemi bitmişti.
Herkes’ten hakemlik ve antrenörlüğüne ilk açılış maçımız iki gün sürdü 800 civarında müsabık katıldı. Zaman kaybedilmeden ikinci etaba geçilerek 2005 yılında Ashihara Budo Kai World Honbu ( Dünya Merkezini kurdu ) ve 2006 yılında Fullcontact karate dünya şampiyonasını yaptık. Bugün Ashihara Budo Kai Türk üyenin dışında birçok ülkede yapılan bir spor branşı oldu.
2-Spor sosyal ve kültürel bir etkinliktir diyerek özellikle amatör sporlarda uluslar arası alanda elde edilecek her başarı ülkemiz için önemli kazanımları vardır fikrini artık hepimiz benimsemeliyiz.
3-Spor bir devletin veya Milletinin olmazsa olamazlarındandır her sporcu kendini yetiştirirken ulusal ve milli değerlerinin olgunluğu ve bilinci içinde kendini yetiştirmelidir sporun bir tek ideolojisi vardır devletinin ve milletinin göksünü kabartacak başarılara imza atmaktır.
4-Ben Murtaza ÜNLÜ olarak dünde olduğu gibi bugünde iddiamı sürdürmekteyim dünyada ne kadar savunma ve mücadele spor branşı varsa bizde Türkiye olarak ona alternatif mutlaka bir spor branşı oluşturmalıyız. Çünkü bizim ülkemizde yetişen sporcu kardeşlerimize olan güvenimiz sonsuz olmalı herkes ne kadar yetenekli ise bizlerde onlar kadar yetenekliyiz buna tüm mücadele ve savunma sporları camiası buna inanmalı.
5-Sevgili mücadele sanatlarına gönül vermiş kardeşlerim son olarak şunu söylemek isterim ki özellikle son 15 yıl içerisinde bu oluşumları Gerçekleştirirken isteyerek veya istemeyerek ebetteki benimde hatalarım ve yanlış yaptığım konular olmuştur ayrıca küçük de olsa bana maddi ve manevi katkı sağlayan herkes hakkını helal etsin eğer benim bir emeğim geçmiş ise hepinize helali hoş olsun. Benim devletimizden aldığım bir tek 5 tane diplomam var onunda eğer bu sana çok diyorlarsa hiç düşünmeden derhal iptal edebilirsiniz veya ben iade etmeye hazırım.
Ben bu hizmetlerimin karşılığında ne bir takdir nede bir teşekkür beklentisi içinde olmadım olmamda yalnızca bilmeniz gerektiğini düşündüğüm bazı konulara değindim hepsi bu sizlere kendi meramımı anlata bildimse ne mutlu bana Saygılarımızla.

